Duygularımızı Neden Yiyerek Regüle Ederiz?
- psikologbasakeroglu

- 18 Oca
- 2 dakikada okunur
Yemek yeme (ya da beslenme) ile duyguların ilişkisi Freud'un gelişim teorisinden esinlenir. Psikodinamik kuram çerçevesinde duygusal yeme, yalnızca bir beslenme davranışı değil; bilinçdışı çatışmaların, erken dönem nesne ilişkilerinin ve benlik düzenleme süreçlerinin bedensel bir ifadesi olarak ele alınır.

1. Oral Dönem Fiksasyonu ve Yeme Davranışı
Kuramsal Temel:
Freud’a göre yaşamın ilk yılı oral dönemdir ve bu dönemde haz, ağız yoluyla elde edilir. Beslenme, yalnızca biyolojik değil; rahatlatma, yatıştırma ve bağlanma işlevi görür.
Duygusal Yeme ile İlişkisi:
Erken bakım verenin tutarsız, aşırı koruyucu ya da duygusal olarak yoksun olması durumunda, birey oral haz alanında fiksasyon geliştirebilir.
Bu durumda yetişkinlikte:
Tatlı, yumuşak ve yoğun lezzetli gıdalar
Emme/çiğneme davranışları nesneyle (anneyle) kurulamamış regülasyonun yerine geçer.
Yeme = eksik kalan anne işlevinin ikamesi
2. Yeme Davranışı ve Nesne İlişkileri
İyi Nesne – Kötü Nesne Ayrımı (Melanie Klein):
Duygusal yeme, bireyin iç dünyasında iyi nesneyle temas kurma çabası olarak okunabilir.
Tatlı ve yağlı gıdalar → iyi, besleyici, sakinleştirici nesne
Açlık ve yoksunluk → kötü, cezalandırıcı nesne
Aşırı yeme, iyi nesneyi içselleştirme ve kötü nesneye karşı savunma işlevi görür.
Bu bağlamda yeme, oral içe atım (introjection) yoluyla güvenliği yeniden kurma girişimidir.
3. Abur Cubur Türleri ve Psikodinamik Anlamları
a) Tatlı Gıdalar (Çikolata, kek, sütlü tatlılar)
Anne sütüyle simgesel benzerlik
Koşulsuz sevgi ve kabul arayışı
Kendilik yatıştırma (self-soothing)
Psikodinamik yorum:Tatlı tüketimi, “Beni koşulsuz besle, tut ve sakinleştir” talebinin bedenleşmiş ifadesidir.
b) Yağlı ve Doyurucu Gıdalar (Fast-food, ağır yemekler)
Duygusal boşluğu “doldurma” girişimi
İçsel eksiklik ve parçalanmış kendilik deneyimi
Psikodinamik yorum:Aşırı doyurucu yiyecekler, içsel boşluğa karşı yapılan telafi edici bir savunmadır. “İçimde bir şey eksik ve bunu doldurmalıyım” fantazisi baskındır.
c) Tuzlu, Sert ve Çıtır Gıdalar
Bastırılmış öfke
Ambivalans (sevgi–nefret çatışması)
Oral saldırganlık
Psikodinamik yorum:Çiğneme ve parçalama, bastırılmış agresyonun sembolik boşalımıdır. Nesneye (bakım verene) yöneltilemeyen öfke, yiyecek üzerinde boşaltılır.
4. Yeme, Savunma Mekanizmaları ve Duygusal Yük
Duygusal yeme davranışı sıklıkla şu savunmalarla ilişkilidir:
Regresyon: Yetişkin benlikten çocuk benliğe geri dönüş
Yer değiştirme (displacement): Duyguların nesneden yiyeceğe aktarılması
İnkar: Duygusal açlığın fiziksel açlık olarak algılanması
Somatizasyon: Psikolojik çatışmanın bedensel davranışla ifade edilmesi
5. Kendilik Psikolojisi Perspektifi (Heinz Kohut)
Kohut’a göre birey, yeterince ayna tutulmamış ya da duygusal olarak regüle edilmemişse, dışsal düzenleyicilere ihtiyaç duyar.
Yiyecek bu noktada:
Kendilik nesnesi işlevi görür
Duygusal dağılmayı önler
Parçalanmış benliği geçici olarak bir arada tutar
Yeme, “Ben dağılmadan önce beni bir arada tut” çağrısıdır.
6. Duygusal Yeme = Sembolik Dil
Psikodinamik açıdan yeme davranışı şu soruların cevabını taşır:
“Hangi duygum ifade edilemiyor?”
“Hangi ilişki eksik kaldı?”
“Kime söyleyemediğimi yiyorum?”
Bu nedenle duygusal yeme:
Bir iletişim biçimi
Söze dökülememiş duyguların bedensel anlatımıdır
Uzm. Klinik Psikolog Başak Eroğlu




Yorumlar